Duyurular 
English
 
Anasayfa Biografi Galeri Medya Yazılarım İletişim
  • Mustafa Günen
  • Günen'in Denizleri
  • Bana göre Sanat
  • Sergi Kronolojisi
Plastik sanatlar tarihimizi incelediğimizde ve günlük yaşantımızda şu veya bu sebeple tahsil hayatına devam edememiş, ama gönüllerini resme kaptırmış birçok sanatçı ile karşılaşmaktayız. Bu insanların büyük bir bölümü ekonomik ve sosyal sıkıntılar, ailevi baskılar nedeniyle içlerindeki bitmez tükenmez resim yapma aşkının gönüllerindeki duygu ve düşüncelerini, coşku ve heyecanlarını, daha doğrusu yapmak istediklerini dışa vuramamışlardır. Bazılarında geçim derdinin kıskacı fırçalarına pranga vurmuş, bu da onların inkişafını önleyerek dar bir çerçeve içerisinde sıkışıp kalmalarına meydan vermiştir.

Kendi kendini yetiştiren,doğayı kendine en büyük öğretici olarak gören ve ona sığınanlar ise ölümsüz yapıtlar yapmışlar şöhret sınırlarını aşmışlardır. İşte 1956 doğumlu ressam Mustafa Günen kardeşim de bu kategori çerisinde yer almaktadır. Mustafa Günen' in yaptığı deniz tablolarını izlerken denizlerin berraklığını dalgaların sevgiliye koşan bir aşık gibi sahile hücumunu ve denizlerin feryadının sevincini fırça ile ifade eden bir şair olduğunu görürsünüz. Onun itinalı ve bilinçli tuşlarla gökyüzünün sonsuz derinliklerini gösteren fırçası, dalgaların gazaplı ve tehevvürlü hücumlarını keşfedilmez bir renk armonisi ile ifade edişi her ressamın yapamayacağı bir kabiliyetin ve bi Allah vergisinin ürünüdür. O Akdeniz' in rengarenk sularının, Ege' nin efsaneler fısıldayan akışlarını, Karadeniz' in korkunç ve isyankar semasını, hala güzelliğini korumaya çalışan Marmara adalarının koylarını, ıssız bucaksız Anadolu yaylalarını, kuş uçmaz kervan geçmez yörelerini kendine ilham kaynağı olarak seçmiş, ince, terbiyeli, mesleğine saygılı ve her gün daha çok olgunlaşan bir sanatkarımızdır. O raks eden suların nağmelerinin, fırtınaların içler sızlar feryatlarını kayalara çarparak kırılıp köpükler çıkartan denizin bilinmeyen sırlarını çözmüş bir deniz ressamımızdır.

Naci TERZİ | Koleksiyoncu ve Sanat Danışmanı

Mustafa Günen, dün olduğu gibi bugün de deniz ve kıyının birlikteliğini, ışık-gölge ile modle etmeye yönelik klasik bir anlatımla, lirik-romantik bir üslupla biçimlendirmektedir. Mustafa Günen resmi deyince, sahil boyunca uzanan ıslak kumsal, kıyıya vurarak kırılan beyaz köpükler, gün ışığının sulardaki pırıltılı yansımaları ve kıyıdaki sarp kayaların oluşturduğu sonsuzluk imgesini de çağrıştıran bir bütünlük akla gelir. Bu peyzajlarda insanlar yer almaz. İnsanın doğaya katkısı ve/veya müdahalesinden söz edilemez. Sanatçı bazen fırtınada dalgaların arasında fındık kabuğu gibi sallanan tekne ile göreceli olarak insan varlığını hissettirmektedir. Burada da vurgulanmak istenen doğanın insana karşı üstünlüğü olmalıdır. Sanatçı kendi “deniz” ini yaratırken doğadan aldığı motifleri seçmeci bir yaklaşımla bir araya getiriyor. Bu peyzajlar, bildik kıyılardan çağrımlar taşısalar da aslında onun benliğinin ürünü olan düşsel diyarlara aittirler. Rüzgarın ve dalgaların sesini neredeyse duyulduğu, doğanın görkeminden başka olgunun duyumsanmadığı, günün ve gecenin değişken (bazen anlık) renk nüanslarından başka rengin kaydedilmediği, 'denizlerinde' sanatçı, yalın klasik bir anlatımla, çağdaş ve güncel olmayı başarmaktadır

Sema Olcay | Sanat Tarihi Uzmanı


Var oluşa, yaşam biçimine, geleneksel kabul, kavram ve algılamalara kendi düşünce yeteneği ile geliştirdiği perspektiften bakarak yorumlama veya itiraz etme ruhsatıdır. Bu ruhsat ancak eseri seyredilen sanatçı için sanatseverler anlamasalar dahi bu ne yapmış demek yerine, mutlaka bir bildiği vardır, yorumu ve saygısını sağlayarak elde edilir. Resme uyarlarsak; önce görüneni bilineni ışığıyla rengiyle çok iyi analiz edebilmeli ve tuvale aktarabilmeli iyi bir sanatçı. Üstad olduktan sonra da görüneni bilineni veya görünmeyeni, bilinmeyeni, kavramları kendi yorum ve kendine ait bir üslup ile plastik değerlerde yeniden ifade edebilmelidir. O zaman eseriniz anlaşılmasa da saygı duyulur ve "Bunu ben de yaparım," düşüncesinde olmaz diğer insanlar. İstisnalar dışında sanatçı olmaya giden yolun bu olması düşüncesindeyim. Aksi halde suistimal ve spekülasyon kapısı açık olur ve giren de çok olur ve öyledir. Bence resim sanatında akademiler önce usta hatta üstad yetiştirmeli; işin master kısmında modern tarzda çalışma yapmalıdır. Doğru olan budur. Zira akademilerin sanat olarak kabul ettikleri tüm izlenimlerin yaratcılarının çoğu, hatta belki de tamamı bu yoldan geçerek olgunlaşmışlardır.



1997 - Valör Sanat Galerisi, Ankara
1997 - Papedland, İstanbul
1997 - Antalya ve Mersinde Karma Sergiler
1997 - Dedeman Art Galeri, Ankara
1997 - İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, İstanbul
1998 - Deniz Müzesi Deniz Resimleri Yarışması, İstanbul
1998 - Artium Sanat Galerisi, İstanbul
1998 - İMKB, İstanbul
1999 - Galeri Selvin, Ankara
2000 - Eylül Sanat Galerisi, İstanbul
2000 - Feshane Sadabat Sarayı, İstanbul
2000 - İstanbul Sanayi Odası Sanat Gallery İstanbul
2000 - Deniz Ticaret Odası, İstanbul
2001 - Ankara Hilton Oteli, Ankara
2002 - Ankara Şehir Kulübü Sanat Galerisi, Ankara


2003 - Tüyap Sanat Fuarı, İstanbul
2004 - Artium Sanat Galerisi, İstanbul
2004 - Ankara Hilton Oteli, Ankara
2005 - Artium Sanat Galerisi, İstanbul
2006 - Selvin Sanat Galerisi, Ankara
2006 - Gallery Nevill, Canterbury U.K
2007 - World Fine Art, New York
2007 - Chelsea Uluslararası Resim Yarışması, New York
2008 - Agora Gallery Collective Exhibition, New York
2008 - Maritime art auction CHRISTIE’S, New York
2009 - Vakıfsanat Galerisi, Ankara
2009 - Ekavart Galeri, İstanbul
2009 - Maritime auction CHRISTIE’S, London
2010 - Art Bosphorus Fuar, İstanbul
2011 - İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi, İstanbul

 
©2017 Mustafa Günen Tüm hakları saklıdır. Görsel ve bilgiler izinsiz kullanılamaz.
 
facebook twitter